NLP Teknikleri Antalya

Neuro Linguistic Programming (Sinir Dili Programlaması) olarak açılıma sahip olan  NLP; insanların gelecekte bulunmak istediği noktaya gelebilmesi, hedeflerine ulaşabilmesi için gerekli  olan içsel kaynakların, zaten kendi içinde olduğunu ve bu potansiyeli nasıl açığa çıkartarak başarısına giden yolda karşılaştığı engelleri aşmak için kullanacağını inceleyen bir düşünce sistemidir.

Özgüven eksiklikleri yüzünden başarılı bir hayata ulaşmak için cesaret edemediği davranışlar, bireyin daha da büyük bir umutsuzluk içerisine düşmesine neden olur. NLP eğitimi sayesinde birey, geçmişte yaşadığı başarısızlıkların günümüzde atacağı yeni adımları etkilemesine izin vermeden, doğru motivasyon sayesinde hedefine kararlı adımlar ile ilerlemesini sağlar. Bireyler; geçmişteki yanlışlarına takılı kalarak sadece bugününü değil, gelecekte karşısına çıkan fırsatları da değerlendirme şansını kaçırabilmektedir. NLP teknikleri sayesinde insan, çevresinde gelişen durumları doğru bir şekilde analiz ederek, bu olayların doğuracağı sonuçları nasıl kendisi için bir fırsata dönüştürebileceğini öğrenir.NLP eğitimi ile gelecek için öngörülü bir vizyona sahip olan kişi, karşılaşacağı durumları bir fırsata dönüştürebilir. Bu sayede doğru bir şekilde analiz ettiği fırsatları olumlu bir gelişmeye çevirmek içinse uygun bir düşünce ve davranış biçimi gerekir.

NLP, bu nedenle kişinin davranışlarını şekillendiren düşüncelerini inceleyerek, insanın karşılaştığı durumlardan avantaj sağlamasına yarayacak doğru düşünce ve davranış biçimlerini sergileyebilmesini sağlamaktadır. Bireyin hayatını etkileyen çevresi ile iletişim sağlarken kullandığı davranışları, en başta sahip olduğu düşünce yapısı ile belirlenir. Bu nedenle NLP teknikleri, doğru davranış biçiminin geliştirilmesi kişinin önce düşüncelerini değiştirmesi gerektiğini gösterir. NLP eğitimi programları kişinin düşünce yapısını kendi açısından geliştirmesine neden olarak kişiye fayda sağladığı gibi, çevresindeki insanlarında kişiyi daha rahat anlayarak düşüncelerini doğru bir şekilde ifade edebilmesini ve anlaşılmasını da sağlamaktadır.

Zihinsel düşünce gücünün kuvvetlendirilmesini amaçlayan NLP, insanın sahip olduğu potansiyelin farkına varmasına yardımcı olur. Gelecekte sahip olmak istediği başarı kazanmak için insanın, tek ihtiyacı olan zaten içerisinde olan kaynaklardır. NLP - Neuro Linguistic Programming (Sinir Dili Programlaması)   egitimi programları, kişinin bu düşünce yapısını kullanmayı ve olayları değerlendirirken insanların bakış açısı ile görebilmesini sağlar. NLP - Neuro Linguistic Programming (Sinir Dili Programlaması) eğitimi ile insan; sosyal çevresi ile kurduğu iletişimi güçlendirerek, daha rahat anlaşılır ve karşısındakinin düşüncelerini daha hızlı kavrar. Olayları ve insanları daha çabuk kavrayan ve anlayan NLP teknkleri uygulayıcısı olan bireyin, geleceğe dair öngörüsü de büyük ölçüde genişler.

NLP TEKNİKLERİ FAYDALARI

NLP teknikleri kurucuları, bireylerin dünyayı ne şekilde algılayıp bunun sonucunda davranış biçimleri ve dil aracılığıyla bu algıyı dışarıya nasıl yansıttıkları üzerine araştırma yapmışlardır.NLP teknikleri temelini atan ve geliştiren NLP kurucuları Richard Bandler ve John Grinder, 1972 yılında başladıkları araştırmalarında, çalışma alanlarında üstün başarılar gösteren şahsiyetlerin bu başarılara ulaşırken hangi zihinsel süreçlerden geçtiklerini, hislerini ve düşünce tarzlarını, kullandıkları teknikleri incelemişler ve onları modelleyerek, diğer insanlarından başarı olabilmeleri için NLP teknikleri adını verdiğimiz tekniklerin temelini atmışlar.

NLP teknikleri , kişisel mükemmelliğin sanatı ve bilimidir. NLP, her birey kendine özgüdür varsayımıyla hareket ederek, öznel deneyimlerin yapısıyla ilgilenir. NLP teknikleri aracılığıyla insanlara nasıl başarılı olabileceklerini, kaliteli bir yaşama ulaşmayı, duyguları kontrol etmeyi, etkili iletişim kurmayı,denge ve huzur içinde yaşamanın, özgüven ve motivasyon sağlamanın, birtakım korku ve endişelerden kurtulmanın yollarını gösterir.

Nlp yöntemiyle dinlenmek öğrenmek birçok kişi stres ve anksiyete durumları azaltmak için fayda sağlayabilir. NLP teknikleri  insanların nasıl zihninin nasıl çalıştığını ve nasıl insanlar farklı iletişim anlamanıza yardımcı olur. Zihinsel egzersizleri de olumlu “Tetikleyiciler” olumlu tutum ve bunlar, görselleştirme egzersizleri, birlikte uygulanması için genellikle sporcular tarafından rekabet performansı artırmak için kullanılan sağlayabilir.

Nlp, kişilerin çevreleri duyular aracılığıyla tecrübe ve sırayla bu bilgileri bilinçli ve bilinçdışı bilişsel süreçler haline çevirmek, teori dayanır. Özgüven bir açığı, bir bireyin başarı engel olabilir. NLP teknikleri , eski ve etkisiz zihinsel kalıpları kırmak ve yeni, güçlendirici, olanları kurmak amacıyla kullanılan bir yöntemdir.

NLP teknikleri, sınırlayıcı tutum değiştirmek veya yeni güçlendirici tutum oluşturmak istediğiniz zaman yararlı olur.  NLP teknikleri çok çeşitli olmakla birlikte, blogumuzda şimdilik meta model dil kalıpları, milton model dil kalıpları, çapa atma teknikleri ve kalobrasyon (gözlemlemek) tekniklerini açıklamaya çalışacağız.

NLP TEKNİKLERİ - META MODEL DİL KALIPLARI
                                                                                            
                                                                                                                                                                     Bilinç sistemindeki genellemeleri, silmeleri ve çarpıtmaları düzeltmek veya engellemek maksadıyla dili net ve anlaşılır biçimde kullanmaya meta model denir. Meta model dil kalıplarını öğrenerek dili amacımıza uygun biçimde kullanabiliriz. Bu modelle doğru soruları sorarak bilgiyi tam olarak alırız. Böylece iletişim hatalarını, yanlış anlaşılmaları önlemiş oluruz. Ayrıca sınırlamalarınızı fark eder ve alternatiflerinizi arttırmış oluruz.
 
Genelde Yapılan Üç İşlem [Silme, Çarpıtma, Genelleme]

•  Silme, Düşüncelerimizi kısa ve öz olarak ifade etmeye çalışırken bazı gerekli bilgileri  atlayabiliriz. Karşımızdaki kişinin söylediklerimizi anlayacağını veya bunların önemli olmadığını düşündüğümüzde silmeler yaparız. Deneyimin bazı yanlarını dışarıda bırakırız. Bu durumda bıraktığımız boşluk, karşımızdaki kişi tarafından istediği gibi doldurulacaktır.
"Ortağımla problemim var" diyen biri silme yapmıştır. Eğer problemi çözmek istiyorsak ayrıntıya inmemiz gerekir. Burada sorulması gereken soru, "Ne zaman ve hangi durumlarda ortağınla problem yaşıyorsun?" olmalıdır. Bu sorularla anlam açıklığa kavuşturulup kişinin yaptığı silmenin iletişimdeki olumsuz etkisi önlenir.

• Çarpıtma. Duyusal verilerimizi farklı yorumladığımızda çarpıtma yapar, deneyimin bazı yanlarına diğer yanlarından daha çok önem vermiş oluruz. Bir kişi silme yaparsa, genellikle karşısındaki kişi de çarpıtma yapar.

Eşine, "Bana çiçek almıyorsun, beni sevmiyorsun" diyen biri çarpıtma yapmış olur. Bunu önlemek için önce o kişiye, "Seni sevmediğini nereden biliyorsun?" diye sorup daha sonra sevgi dillerinin farklılığı ve insanın sevgisini başka yollarla da ifade edebileceği anlatılmalıdır.

• Genelleme. Kişinin yaşadığı tek bir deneyim kesin bir doğru olarak kabul edildiğinde genelleme yapılmış olur. Sözü uzatmamak için yapılan genellemeler iletişimi kolaylaştırır. Bir deneyimden hareketle tüm deneyimleri aynı sınıfa sokmak ise bazan sorunlar oluşturur. Yapılan genellemeler yargıya dönüştüğünde iletişimde kopukluk olur.

"O beni asla dinlemez" diyen biri genelleme yapmıştır. Bu kişiye, "O seni ne zaman dinlemez?" diye sormalı ve hangi durumlarda o kişinin onu dinlediği araştırılmalıdır.

Kefil olduğu arkadaşının borcunu ödememesi üzerine bir kimsenin, "Kefil olmak akılsız insanların işidir" demesi genellemeye örnektir.

Genellenmeler insanları ya güçlendirir ya da sınırlandırır. Örneğin, "Türk milleti zekidir, çalışkandır" sözü güçlendirici genelleme iken, "Bizden adam olmaz" cümlesi sınırlandırıcı genellemeye örnektir.

Yaygın Bir Genelleme: İsimleri Hafızamda Tutamam

Karabük' te yaptığım bir hafıza seminerinden önce tüm katılımcıların olumsuz bir genellemesi vardı (Ben de genelleme yaptım). "Biz insanların isimlerini hafızamızda tutamıyoruz" diyen bu kişilerin sınırlayıcı inançlarını ortadan kaldırmak için iki günlük eğitim sırasında elimden geleni yaptım. Öğrettiklerimi test etmek için de katılımcıları birer birer sahneye çağırıp sahnedeki kişinin ismini soruyordum. Hemen hepsi sahnedeki kişinin ismini doğru cevaplıyordu. 

Bir Demet Çiçeğin Ardındaki Silme, Bozma ve Genellemeler

Adam sabah bir iletişim seminerine gitmek için yola çıkar. Eşini uğurlayan bayan ise o gün arkadaşlarıyla buluşur. Sohbet esnasında arkadaşlarından biri ona şöyle der: "Eğer erkekler uzun bir süre eşine çiçek getirmiyorsa ve bir gün aniden pahalı bir çiçek demetiyle çıkıp gelirlerse bunun arkasında mutlaka eşini aldatması yatıyordur" dediğinde bayan, "Eşim zaten şimdiye kadar hiç çiçek almadığı için, bu yüzden benim bir problemim yok" der.
 

Kocası ise o gün katıldığı iletişim seminerinden çok etkilenir, iletişim uzmanı, bütün katılımcılara eşlerine birer demet çiçek götürmesini söyler ve adam o gün ilk defa eşine bir demet çiçek götürmeye karar verir. Pahalı bir demet yaptırır ve eve gider. Eşi pahalı bir çiçek demetiyle eve gelen kocasının elindeki çiçekleri alır, çöpe atar ve hüngür hüngür ağlamaya başlar. Erkek ise bu davranışın sebebini anlayamaz.

Bu yukarıda anlatılan örnekte eşine aniden çiçek alan bütün erkekler ifade edilirken bir genelleme, eşini aldatan erkeğin başka hiçbir özelliği anlatılamadığı için burada bir silme ve bu ifadeyi yanlış anlayan kadın tarafından da bir çarpıtma yapılmıştır.

Sorularla Sonuca Ulaşma

Karşımızdaki kişinin muğlak konuşması yani meta model ihlâli yapması onunla iletişimimizi zora sokar. Bunun önüne geçmek için anlamı tam olarak açıklığa kavuşturana kadar sorular yöneltmemiz gerekir.

Televizyonda futbol yorumları yapan eski bir millî futbolcu şöyle bir soruyla karşı karşıya gelir: "Artık on iki-on üç yaşlarında çocuklar, internette futbol maçlarıyla ilgili bahis oynuyorlar, ne dersiniz?" Kendisi de bahis oynayan bu futbolcu şöyle cevap verir: "Alman liglerine dikkat etsinler, çünkü orada çok sürprizler var."

Burada televizyon yorumcusu sorular sorarak anlamı açıklığa kavuştursaydı bu sorunla karşılaşmayacaktı.
•  Referans Eksikliği. Sunulan bilgi belirsiz veya aşırı genellenmiştir. Bu yüzden karşı tarafı tam anlamayabilirsiniz. Böyle durumlarda karşı tarafı suçlamak yerine doğru soruları bulmak gerekir. "Onlar, her zaman, herkes, o" gibi ifadelerin kullanıldığı cümleler çoğunlukla kişi veya nesnenin belirsiz olduğu durumlardır.

Örneğin, "Kardeşim her zaman böyle yapar" diyen bir kişiye

"Kardeşin tam olarak ne yapar?" ve, "Bunu hangi durumlarda yapar?" diye sormak gerekir.

"Bütün erkekler yalan söyler ve hiç birine güvenilmez" diyen bir bayan seminerlerimize katılmıştı. Böyle düşünmesine sebep babası ve eşiydi. Bu yüzden de eşinden ayrılmıştı. Kendisine çocuğu olup olmadığını sorduğumda, "Bir oğlum var" dedi. "Oğlunuz da yalan söyleyen erkekler grubuna mı giriyor?" diye sorduğumda bana, "Hayır" dedi. Daha sonra bu olumlu örnekleri çoğalttık. Seminerlerimizin sonunda sertifikasını alırken erkeklerin bir kısmının güvenilir olmadığını ama bir kısmına da güvenileceğini kabul etmişti.

• Belirsiz Fiil. Belirtilen fiil, net ve anlaşılamayacak kadar genel bir şekilde söylenmiştir.

Örneğin, "Para kazanmak çok zorlaştı" diyen bir kişiye

"Kime ya da neye göre zorlaştı?", "Para kazanmanın yollarını biliyor musunuz?" sorularını sorun.

• İsimleştirme. İşlem statik bir olaya dönmüş ve fiil isimleştirilmiştir.

Devam eden bir süreci bildiren fiilin yerine durağanlığı ifade eden bir ismin getirilmesidir.

Örneğin: Bir kimse topluluk önünde kötü konuşuyorum demek yerine, "Ben kötü bir konuşmacıyım" diyorsa isimleştirme yapıyor demektir. Çünkü "konuşuyorum" kelimesi değiştirilme şansı olan bir eylemken, "Kötü bir konuşmacıyım" cümlesi değiştirilmezliği ve durağanlığı ifade etmektedir.

İsimleştirdiğimiz bazı fiillerin bizi sınırlandırdığının farkında olmalıyız.

Seçimlere hazırlanan ancak, toplum önünde konuşma konusunda büyük kaygıları olan bir milletvekili adayı, bir ay sonra kalabalık bir grubun önünde konuşacak ve bu konuşma onun milletvekili olup olamayacağını belirleyecekti.

Sırf bu yüzden tam bir ay boyunca buna hazırlanır. Ancak bu hazırlık sırasında sürekli olarak kendi kendine negatif telkinler vermekte ve etrafındakilere toplum önünde konuşmayı beceremediğini sürekli söylemektedir.

Bir ay sonra beklenen gün geldiğinde toplum önüne çıkar ve hocasının dediği gibi önce herkesin gözünün içine bakar. Tam konuşmasına başlayacakken bir anda bütün bildiklerini unutur ve tekrar insanların gözlerine bakar. Bir süre öyle bekledikten sonra topluluğa dönerek,

"Buraya gelinceye kadar ne konuşacağımı bir Allah bir ben biliyordum. Ancak şu anda yalnızca Allah biliyor" der ve kürsüyü terk eder.

Bu milletvekili adayı, "Ben iyi bir konuşmacı değilim" diyerek fiili isme dönüştürmüş ve bu inancının sonucunda istenmeyen olay gerçekleşmiştir.

• Sebep-Sonuç. Bir olayın veya bir durumun, başka bir olaya ya da duruma yol açtığının düşünülmesidir.

Örneğin, "Beni kızdırıyor" diyen bir kişiye sorulacak soru,

"Tam olarak seni ne yapıyor da...kızdırıyor?" olmalıdır. Yani sebeple sonuç arasındaki ilişki net olarak anlaşılmalıdır.
Olayları yanlış ya da eksik yorumladığımızda birtakım istenmeyen durumlarla karşılaşabiliriz. Aşağıda eşinin davranışlarını yanlış yorumlayan bir kadının ilginç hikâyesini bulacaksınız.

Hâkim yetmişlerine merdiven dayadıkları halde boşanmak için başvurmuş çifte sormuş: "Bunca yıldan sonra niçin ayrılmak istiyorsunuz?"Yaşlı kadın cevaplamış: "Hâkim bey, bir ay öncesine kadar aklımda böyle bir şey yoktu. Eşim bana bir mine çiçeği getirdi, ben de çiçekleri çok severim. Çiçek çok sulanması gereken bir çiçekmiş ve kocam düzenli aralıklarla sulanmadığında öleceğini söyledi. Ben kemik rahatsızlıkları olan bir insanım. Geceleri uykumdan kalkıp çiçeği sulamam gerektiği halde, bir gün farkettim ki kocam bir kez olsun benim ağrıma rağmen gece kalkıp da çiçeği sulamadı." Hâkim adama dönerek: "Senin söyleyecek bir şeyin var mı?" Yaşlı adam cevaplamış: "Eşimin anlattığı her şey doğru, tek bir şey dışında. Mine çiçeği çok sulandığında ölür. Karımın kemik rahatsızlığı var ve iyileşmesi için düzenli egzersiz yapması gerekir, ama eşim bunu yapmadığı için ben bu yalanı buldum. Çiçeği ölmesin diye her gece kalkmak zorunda kaldı. O her uyandığında ben de uyanık olurdum, işini bitirip uyuduğunda gidip çiçeğin suyunu boşaltır, peçetelerle toprağını kuruturdum. Sonra da eşimin yanına gider ve yatardım..."

Burada kadının bir davranış hakkındaki sebep ve sonuç yorumuyla erkeğin bu davranış hakkındaki sebep ve sonuç yorumları arasındaki fark probleme neden olmuş; erkek gerçek sebebi açıkladığında ise problem sona ermiştir.

• Zihin Okuma. Kişinin doğrudan iletişim olmaksızın bir başka kişinin düşüncelerini veya hislerini bildiğini iddia etmesidir. Bu yüzden çok büyük hatalar, zanlar yapılabilir.

Örneğin, "Beni sevmiyor" diyen birine sorulacak soru, "Tam olarak nereden biliyorsun? Seni sevmesi için ne yapması lâzım?" şeklinde olmalıdır. Aşağıdaki hikâyede zihin okuma yapan bir müdürün karşılaştığı zor durumu okuyacaksınız.
Şirket müdürü gece geç saatlerde 50 km. uzaktaki evine karanlık bir yoldan dönüyordu. Aniden direksiyon hâkimiyetini kaybetmeye başladı ve yoldan çıkmak üzereyken arabasını kenara çekti. Sağ ön tekerleği patlamıştı. Etrafına bakındı. Uzaklarda bir evin ışıklarını gördü. Birkaç kilometre kadar yürüdükten sonra ışıklar söndü. Kendi kendine ev sahibinden istemek zorunda olduğu krikoyu düşünüyordu. Işıklar sönmeseydi krikoyu verebilir, ona yardımcı olurdu ama evdekiler yatmıştı. Bunun bedeli olarak acaba ne kadar para isteyeceklerdi; belki 200, belki 300, belki 500 milyon... Adam, bunları düşündükçe evin kapısını çalmaktaki tereddütleri artıyordu. Belki adamla tartışmak zorunda kalacaklardı. Kapının önünde durdu ve kapıya iki kez vurdu. Adam, "Buyurun, ne istemiştiniz?" dedi. Şirket müdürü, "Evin de krikon da senin olsun" diyerek arkasını dönüp gitti.

• Alıntılar. Herhangi bir şeyi veya bir sözü, karşımızdaki kişinin güveneceği bir kaynak ya da bir kişiden alarak söylemektir.
Örneğin, "Annem hep böyle yapardı, bu yüzden ben de böyle yapıyorum" cümlesine karşılık, "Annen ne zaman böyle yapardı?" veya, "Annenin yaptığı bu davranış doğru muydu?"sorusunu sormak gerekir.

Küçüklüğünde babaları tarafından terkedilen üç kız kardeş bana geldiklerinde çok üzgünlerdi. Kardeşler uzun süre babalarından ayrı kalmışlar ve zor şartlar altında eğitimlerini tamamlamışlardı. Uzun süre babalarıyla konuşmayan kardeşlerden iki tanesi onunla barışmıştı. Üçüncü kız kardeş ise barışmamakta kararlıydı. Kendisiyle sohbet edip uyum sağladıktan sonra koltuğa oturmasını, gözlerini kapamasını ve babasını düşünmesini istedim. Babasının son nefesinde olduğunu ve dua ettiğini hayal etmesini söyledim. Arkasından, "Şu anda Peygamber Efendimiz burada olsaydı sana ne tavsiye ederdi?" diye sorduğumda ağlamaya başladı. Kendisi çok dindar bir insandı. Bunun için de Peygamber Efendimiz'den alıntılar yaptım, bunlar çok etkili oldu ve onun babasıyla barışmasını sağladı.

NLP Teknikleri - Milton Model Dil Kalıpları 

Dilde birtakım genellemelerden, silmelerden ve çarpıtmalardan faydalanarak dili ustaca belirsiz kullanma sanatıdır. Böylece belirsiz dille karşımızdakini ikna etmenin yollarını arar ve başarılı bir iletişim kurarız.

Bunlar aynı zamanda hipnotik dil kalıplarıdır. İkna psikolojisinde milton model dil kalıplarının önemli bir yeri vardır.

Bu dil bilinçli zihinle bilinçaltını birbirine geçirir, dikkati dağıtır, bilinçaltına ve diğer kaynaklara girişi mümkün kılar. Bunları itirazları uzaklaştırmak, arzu edilen iletişim sonuçlarını elde etmek için günlük iletişimimizde kullanabiliriz.Örneğin, "Hepinizin başarılı olacağına inanıyorum" derken o kişilerin bilinçaltına başarılı olma telkini yaparız.

Bilinçaltı dilini öğrendiğinde herkes insanların bilinçaltıyla etkin biçimde konuşabilir. Bir mesaj iletmenin en iyi yolu onu karşımızdakinin bilinçaltına iletmektir. Bilinçaltına ulaşan mesaj bilinçli beyne ulaşandan çok daha güçlü, heyecan verici ve çok daha inandırıcıdır. Bilinçli beynin mantığı ile bilinçaltının mantığı birbirinden çok farklıdır.

  Bir gün bir çiftçiyle oğlu çiftlikte günlük işlerini yaparken bir at çıkagelmiş. Adam atın üstünde herhangi bir damga görememiş. At insanlardan fazla kaçmadığı için onun yarı vahşi bir at olduğunu ve ehilleştirirken sahibinden kaçtığını düşünmüş. Atın üstüne binmiş. Oğlu da bir başka atla onu takip etmeye başlamış. At çiftlik çıkışında bir yola sapmış ve bir süre gitmiş. Sonra yandaki gölü görmüş ve su içmek için yoldan çıkmış. Su içmeyi bitirince çiftçi onu tekrar yoluna sokmuş.
 Bir süre daha gittikten sonra bu sefer atın karnı acıkmış ve çimenlik bir yer görmüş. Yemek molası için yine yoldan çıkmış. Karnını doyurunca çiftçi onu tekrar yoluna geri sokmuş. Bu şekilde at birkaç kez daha yoldan çıkmış.

 Her seferinde çiftçinin onu yola sokması kolaylaşıyormuş. Sonunda akşamüstü bir çiftliğe gelmişler. Çiftliğin sahibi yanlarına gelmiş ve şaşkınlıkla bağırmış. "Bu benim atım. inanamıyorum. Peki beni nasıl buldunuz?" Atın üstündeki çiftçi aşağıdaki adama bakmış ve şöyle demiş, " Ben bulmadım. At kendisi buldu. Benim tek yaptığım onu yolunda tutmaktı."

Nasreddin Hoca Türk tarihinde milton model dil kalıplarını en güzel kullanan ustalardan biridir. Aşağıdaki olayda da bunun en güzel örneklerinden birini vermiştir:

Bir gün Nasreddin Hoca bir yemek davetine gider ve orada çok yemek yer. Yemek biter ve Nasreddin Hoca ev sahibine dönerek, "Elhamdülillah, çok doydum. Daha artık bir gram bir şey yiyemem" der. Hocanın tatlıya düşkünlüğünü bilen ev sahibi hocaya küçük bir şaka yapmak ister ve yemek bitiminde on kişilik sofranın ortasına koca bir tepsi baklava getirir. Tepsiyi gören hoca, baklavaya uzanmak ister ki tam o sırada ev sahibi hocaya dönerek, "Hocam hani bir gram daha yiyecek durumda değildiniz, şimdi ne oldu?"deyince hoca ev sahibine şöyle cevap verir: "Siz kalabalık bir sofrada yemek yerken birden içeri padişah girse ve sofrada hiç yer olmasa kalkıp ona yer vermez misiniz?" Bunun üzerine sofradakiler bir taraftan kahkahalarla gülerken; bir taraftan da baklava tepsisini hocaya doğru uzatırlar.

a) Gizli Emirler. Bunlar daha geniş cümle yapısı içinde yer alan emir veya yönlendirme kalıplarıdır. Emir kipinden kimse hoşlanmaz. Gizli emirler, karşımızdaki kişiye, yapmasını istediğimiz şeyleri emir kipi kullanmadan söyleme sanatıdır.
Örneğin: İnsanlara, "Bunları kafana takma, boş ver" demek yerine, "Hadi gel seninle biraz dolaşalım, açık havada kendini daha rahat hissedersin, hele deniz kenarında bir çay içersek bak o zaman kendini ne kadar rahatlamış hissedeceksin" dediğimizde kişinin bilinçaltına rahatlaması için gizli bir emir göndermiş oluruz. İnsanlardan bir şey isterken, "Bana bir su getir" demek yerine, "Bana bir bardak su getirir misin?" demek daha olumlu bir etki yapar.

Erickson'un çeşitli mecazlar ve metaforlar kullanarak insanları etki altına aldığı bir anlatım tarzı vardı. Richard Bandler ve John Grinder onu defalarca arayarak bu dil kalıplarını öğrenmek ve insanlara öğretmek istediklerini söylerler, fakat her seferinde ondan ret cevabı alırlar. Erickson'a, "Sizinle görüşmek ve kullandığınız metotları öğrenmek istiyoruz" dediklerinde Milton Ericcson’dan sürekli, "Çok doluyum, sizinle görüşecek vaktim yok" cevabını alırlar. Sonra kendileri araştırarak Erickson'un hangi dil kalıplarını kullandığını bulurlar.

Yeniden Erickson'a telefon açarak ona kendi dil kalıplarıyla şu şekilde hitap ederler. "Bay Erickson büyük dahiler fikirlerinden diğer insanları da yararlandırırlar" . Bu söz üzerine Erickson onlara bir sonraki gün için randevu verir.

Bir Dilencinin Mesajı

Bir bahar gününde Brooklyn köprüsünde kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde "doğuştan kör" yazılıymış.

Dilencinin önünden yüzlerce kişi geçip gidiyormuş ama, kimse de dilenciye para vermiyormuş. Bir reklamcı bunu görmüş. Dilencinin önündeki tabelayı almış ve arkasına bir şeyler yazıp, tekrar dilencinin önüne bırakmış. Ne olduysa olmuş, gelip geçen ve tabeladaki bu yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya para atmaya. Yani bir cümle yetmiş bu kadar kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar para ile dolup taşmasına. İşin ilginç yanı bu cümle sadece şu şekildeymiş: "Çok güzel bir bahar günü. .. Ama ben çiçekleri göremiyorum."

b) Negatif Emirler. "Davul çalan pembe aslanı düşünme" dediğimizde beynimiz sadece bu cümle içerisindeki vurgulanan kısmı alır ve ister istemez davul çalan pembe aslanı düşünürüz. Bunun sebebi olumsuz eklerin beyine gitmemesidir.

Örneğin, "Ben artık çikolata yemeyeceğim" diyen kişi bilinçaltına yalnızca çikolata mesajını gönderir ve çikolatayı daha çok yer. Yaptığım danışmanlıklarda bir kişinin bana daha çok bilgi vermesini istiyorsam kendisine şöyle derim: "Bana her şeyi anlatmayabilirsin, sadece anlatmak istediğin şeyleri anlatsan da sana yardımcı olurum". Bunları söylediğimde karşımdaki kişinin bilinçaltına "anlat" mesajını vermiş olurum ve bu kişi genellikle bana her şeyi anlatmaya başlar.

İki ortaktan biri, uzun bir buruna sahip olduğundan burnuyla ilgili ciddi kompleksleri vardır. Diğer ortak uzun burunlu arkadaşını yemeye davet eder. Adam eve gider ve eşine, "Yarın akşam ortağım eve yemeğe gelecek, lütfen burunla ilgili bir söz söyleme" der.

Kadıncağız ertesi günün endişesiyle uyuyamaz. Burun olayını kendisine dert eder. Ertesi gün titizlikle kadıncağız akşama kadar hazırlık yapar. Her şey mükemmel olmalıdır. Fakat içinden burun konusundaki endişeleri ve sıkılganlıkları atamamıştır. Akşam olur, misafir eve gelir. Kadın, kendi telaşından ve dikkatli olayım endişesinden dolayı büyük bir stres yaşamaktadır.

O sırada da küçük kızları adamın karşısında oturmakta ve sürekli onun burnuna bakmaktadır. Kadın çay servisini yaparken kızının muzur bir şekilde güldüğünü görünce birden telaşlanır. Hemen kızını odasına gönderir. Tam o sırada çay için şeker vermediğini görür. Ve derhal şeker kâsesini eşinin ortağına uzatarak şöyle söyler:

"Burnunuza şeker alır mısınız?"

Burada kadın sürekli olarak burundan bahsetme endişesine odaklanmış ancak bilinçaltı sadece "burun" kelimesini alarak olumsuz eki algılamamıştır.

c) Tepkisel Önermeler. Bir soruya kelimesi kelimesine cevap verilmesini değil de o soruyla ilgili bir tepki verilmesini sağlayan sorulardır.

Örneğin: Karşımızdaki kişiye, "Kapı kilitlendi mi?" diye bir soru yönelttiğimizde aslında ona kibarca, "Kapıyı kilitlemediysen git ve kilitle" mesajını vermiş oluyoruz.

Aşağıdaki hikâyede ise zeki bir çocuğun bir padişahı ustaca yönlendirmesi tepkisel önermelere güzel bir örnektir:
Sultan Mahmud, yolda gördüğü bir çocuğa bir altın verdiğinde, çocuk onu almamış. Sultan, büyük bir merakla bunun sebebini sorduğunda, çocuk,

"Sultanım! demiş. Annem ve babam bu altını gördüklerinde, 'Onu mutlaka çaldın' diyerek bana kızarlar."

Sultan Mahmud:

"O zaman kolayı var" diye yol göstermiş. "Bunu bana padişah verdi" dersin.

Çocuk,

"Hele o zaman hiç inanmazlar" diye atılmış. Ve çocuk şunu söylemiş:

"Annem ve babam, eğer padişah verseydi, bu kadar az vermezdi derler."

Bu cevap üzerine Sultan Mahmud, çocuğun bu inanılmaz zekâsını bir kese altınla ödüllendirmiş.

d) Sebep-Sonuç Bağlantıları. Bir sebebi bir sonuca bağlarken nedensellik belirten kelimeler kullanırız. Bunlar: " -iken, -dıkça, bu yüzden, sırasında, önce, sonra, boyunca" gibi sözcükleridir.

Örnek, "NLP'yi öğrendikçe daha mutlu ve daha başarılı olacaksın" dediğimizde kişinin başarıya ve mutluluğa ulaşmasını NLP'yi öğrenmiş olmasına bağlamış oluruz. Bu da o kişinin NLP'yi daha iyi öğrenmesine sebep olur.

Bazı insanlar sebep-sonuç ilişkisini motivasyonlarını bozacak şekilde kullanırken, bazı insanlar da hedeflerine ulaşmak için kullanırlar.

e) Gizli Sorular. Soruları daha geniş bir cümle yapısının içerisinde gizlemektir.

Örneğin, "Bunun nasıl üstesinden geldiğini merak ediyorum?" dediğimizde aslında karşımızdakine bir soru yönlendirmiş oluruz. Karşımızdaki kişi de muhtemelen bu sorunun cevabını vermeye başlar.

 f) Zamanla İlgili Öğeler. Bunlar zamanla veya zamanın geçişiyle ilgili öğelerdir.

Örneğin: Kişi kendisini henüz rahat hissetmiyorsa ona, "Saniyeler geçtikçe kendini daha rahat hissedeceksin" diye telkinde bulunmak kısa bir süre içerisinde kişinin rahatlamasına sebep olabilecek güzel bir telkindir, g) Değil mi Soruları. Cümlenin sonuna "değil mi?" ifadesinin eklenmesiyle, ifadenin soruya dönüştürülmesidir.

Örneğin: Anlattığımız bir konunun karşı taraf tarafından daha iyi anlaşılması için sorulan, "Anlıyorsun, değil mi?"sorusu kişinin anlattıklarımızı daha iyi anlamasına yarayan güzel bir telkindir. Ayrıca bu soruyla kişinin konuyu anlayıp anlamadığını da test edebiliriz.

 Gizli Sorular, Zamanla İlgili Öğeler, Değil mi Sorularıyla İlgili Bir 

Çapa Atmak - NLP TEKNİKLERİ

Başımızdan geçen her şey, görme, işitme, dokunma, koku ve tat gibi duyusal deneyimlerin bazılarını veya hepsini içerir. Çapa atma, bütün deneyimi geri getirmek için bu unsurlardan herhangi birini tekrarlama eğilimini içerir. Bir başka ifadeyle çapalamak bir şeyi başka bir şeyle birbirine bağlamak; iki şey arasında ilişki kurmaktır.

Çapa belirli bir tepkiyi uyandıran herhangi bir uyarıcıdır. Bunlar bizi olumlu veya olumsuz ruh hallerine iletebilecek bağlantıları ya da hatıraları ateşler. Genelde çapalarımızın ve onların bizi nasıl etkilediğinin farkında değilizdir. Yani bu işlem doğal olarak oluşur.

Örneğin yeni pişmiş bir yemeğin kokusu annemizin mutfağıyla ilgili bütün deneyimi geri getirebilir. Yada millî duygularla marşımızı söylerken, bayrağa bakarız ve kısa bir süre sonra sadece bayrağı görmek bile bizde o güzel millî duyguların uyanmasına sebep olur. Çünkü deneyimler, içinde bulunduğumuz durum üzerinde güçlü değişimler oluşturabilir.

Etrafımızda olup biten olaylar hep bunlarla doludur. Örneğin televizyondaki araba reklamlarının çoğu fazla bir teknik bilgi vermez. Bunların asıl yaptıkları şey insanın kendini özgür, başarılı veya mutlu hissetmesini sağlayacak sahneler oluşturmaktır. Araba uyarısının insanlara çekici geleceği bir sahneye çapa atarlar.

Bizler önce kişisel çapalarımızı tanımalıyız. Çünkü bazı çapalarımız pozitif, bazıları da negatif olabilir. Çarpım tablosunu ezberlemeye çalışan bir çocuk bunu başaramayınca babasından bir tokat yiyor. Bu sırada çocuk çarpım tablosu ile tokat arasında bir ilişki kuruyor ve artık çarpım tablosunu her gördüğünde bu tokadı hatırlıyor. Bu çocukta oluşmuş negatif bir çapa oluyor.Aşağıdaki olayda ise negatif bir çapanın pozitif hale dönüştürülmesinin öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum:
Eşini çok seven ama onun çok sevdiği balığı yiyemeyen bir bayanla yapmış olduğumuz çalışma da çerçeve değiştirmeye güzel bir örnektir. Derin yapıya inmek için geçmişe döndüğümüzde şununla karşılaştık: Bu bayan altı yaşındayken canının balık istemediği bir gün, babası alabalık almış ve kızını balık yemesi için çok azarlayıp zorlamıştı. O günden sonra bayan balıkla azarlanmak arasında bir ilişki kurmuş ve balık yiyemez hale gelmişti. Balık onun için negatif bir çapa olmuştu.

Derin yapıdaki sorun tesbit edildikten sonra bayana bilinçaltındaki sorun çıkaran tarafın onu yıllarca koruduğunu ve bu hizmetinden dolayı ona teşekkür etmesi gerektiğini söyledim. Daha sonra mantıklı tarafından kendisine farklı duygular yaşatacak üç alternatif almasını söyledim. Gözlerini kapatarak eşiyle birlikte balık yediğini görmesini istedim. Bu sırada bilinçaltında balıkla arasında bir sevgi bağı oluşturuldu. Gözlerini açtığında eşine olan sevgisinden dolayı gözleri yaşarmıştı. Ertesi hafta seminere geldiğinde bütün katılımcılara eşiyle birlikte nasıl balık yediğini büyük bir keyifle anlatıyordu. Eskiden balık görünce azarlanmayı hatırlayan genç kadın için balık artık bir sevgi çapası olmuştu.

Bu çapalar bizim ruhsal durumumuzu çok etkiler. Yapmamız gereken bilinçaltında oluşmuş ve bizi sınırlandıran negatif çapaların farkına vararak bunlardan kurtulmak ve bizi olumlu bir ruh haline sokan pozitif çapalar oluşturmaktır. Seminerlerimize katılan insanlar kullandığımız müziği başka bir yerde duyduklarında da etkilenerek bize telefon açıp duygularını paylaşıyorlar. Bu müzik onlar için pozitif bir çapa oluşturuyor.

Çapa atmanın dört adımı

• Bireyin geçmiş bir deneyimi canlı olarak hatırlamasını sağlayın.

• Kişi deneyimin doruk noktasında iken belirli bir uyarıcı verin.

• Bireyin durumunu değiştirin.

• Test etmek için "çapa’yı başlatın..

Çapa atmanın dört anahtarı

• Deneyimin yoğunluğu.

• Çapanın zamanlaması.

• Çapanın benzersiz olması.

• Uyarıcının tekrarlanması.

Çapa atmanın kesin zamanlaması

Çıpa

Doruk durumda

Süre (5-25 saniye)

En sık kullandığımız çapalar, 3 algı kanalımızı kullanarak oluşturulur. Bunlar:

1.  Görsel çapa.

2. İşitsel çapa.

3. Dokunsal çapa.

Tekniğin Uygulaması

Ayağa kalkın, gözlerinizi kapatın, kendinizi bütünüyle güvenli ve güçlü hissettiğiniz bir anı düşünün (Böyle bir anınız olmasa bile bunu kurgulayın). Vücudunuzu bütünüyle bu güçlü fizyolojiye sokun. Büsbütün güven duyduğunuzda durduğunuz gibi durun. Ve bu hissin tepe noktasında yumruğunuzu sıkarak kararlı ve güçlü bir sesle "evet" deyin. Bir müddet sonra tekrar aynı yumruğunuzu sıkın ve aynı kuvvetle "evet" deyin. Durumunuzdaki değişmeyi farkedersiniz. Bunu en az beş-altı gün çalışın. Kısa bir süre sonra, bir yumruk sıkmakla anında istediğiniz güçlü duruma girebildiğinizi göreceksiniz.

KALİBRASYON TEKNİĞİ
 

NLP teknikleri, kalibrasyon (gözlemleme) ile şunu kasteder. Kalibrasyon,bireyin iç tepkilerini, gözlemlenebilir bedensel ipuçlarıyla eşleştirerek, süre giden bir etkileşim içerisinde okuma işlemidir.

İnsanların hareket ve davranışlarında her an küçük değişiklikler olur. Bu değişiklikleri fark edebilmek için kişinin yeterli duyusal keskinliğe sahip olması gerekir.

İş ve özel yaşamınızda, sizinle birlikte bir başka kişiyi de içeren her türlü duruma karşılık olarak davranışınızı ayarlayabilmeniz için duyusal keskinlik gereklidir.

Bir insanı kalibre edebilmenizin, sözel olmayan düzeyde dokuz ana göstergesi şunlardır:

Cilt rengi

Nefes alış bölgesi

Nefes hızı

Nefes duraklamaları

Kas gerginliği

Alt dudak büyüklüğü

Gözbebeği büyümesi

NLP teknikleri, 1970’lerde geliştirilen ve Neuro Linguistic Programming bilimi için kullanılan bir kısaltmadır. NLP teknikleri, sihirli bir çare değil, ama seçimleri ve muamele ve alışılagelmiş düşünce ve duyguları daha önce farkında değildi dönüşüm seçenekleri oluşturmak yardımcı olabilir. Nlp, başkalarının almak istediğinizi ve ne olsun ister başarı öğrenmek için kullanabilirsiniz.

NLP teknikleri olan insanların kendi sorunları ile başa çıkmak için yeni beceriler geliştirmek için harika bir yoldur ve kendi hayatına birçok yönden de uygulayabilirsiniz. Genellikle, bir sosyal fobi var ya da kendine güven kazanmak öğrenmek can’t insanlar başarılı olmak zor.   Ne zaman duyguları kendi zirvesinde, o duyguyu bir jest ya da görüntüyü çapaladınız, hangi bir uyarıcı tetikler ve duygusal durumu bağlamak için kullanılan özel NLP teknikleri vardır.


Bu uygulamada hedeflerinizi gerçekleştirmek için eyleme geçmeye motive olacaksınız. Eyleme geçmeden, hedefe ulaşamazsınız. Bir çok insan, rahatlık alanını aşamadığı için başarısız olmaktadır. Başarılı olmak için, birazcık rahatınızdan ödün vermelisiniz...

1. Öncelikle, ulaşmayı çok istediğiniz, sizi çok heyecanlandıran bir hedef seçin. Bu hedef, daha düşündüğünüz an bile sizi motive etmelidir. Sizi hemen hareketlendirecek bir neden belirleyin kendinize. Jim Rohn’un dediği gibi, “Eğer yeterince güçlü bir nedeniniz varsa, her şeyi yapabilirsiniz”

2. Sizi bu eyleme götürecek adımları tek tek not alın. Neler yapmalısınız? Kimlerle konuşmalısınız? Neleri hayatınızdan çıkarmalısınız? Bütün bunları tek tek not alın. Neleri yapsaydınız bu hedefe ulaşırdınız?

3. Şimdi de, kendinizi bu belirlediğiniz adımları atarken düşünün. Ama bütün bunları yaparken büyük bir başarı ve kendine güven duygusu hissedin. Sanki yapmaktan çok büyük haz aldığınız bir şeyi yapıyorsunuz. Bu duygunun tadına varın. Başarılı olmak güzeldir. Başarı kadar insanı motive eden çok az şey bulunur.

4. Belki biraz zor olacak ama, şimdi de başarısız olduğunuzda nasıl hissedeceğinizi hayal edin. Eğer bütün bunları yapmazsanız hayatınız nasıl şekil alacak? Kendinizi başarısızlık içindeyken düşünün. Birçok insan, neleri kaybedeceğini düşündüğünde, büyük bir motivasyona ulaşmaktadır. NLP’de buna Acı ve Zevk faktörü olarak isim verilir.

5. Şimdi tekrar, başarınıza dair senaryoyu zihninizde canlandırın. Bu durumun içine iyice girin ve tüm duyguları yoğun bir şekilde yaşayın. Ardından yoğun bir şekilde eyleme geçin. Listenizi elinize alın ve adım adım bu eylemleri yapmaya başlayın. Göreceksiniz ki, bir şeyi başarmak, sizi değerlerini de başarmaya motive edecektir. Başarı başarıyı çeker, başarısızlık da başarısızlığı…

Ücretsiz ön görüşme yapmak için bizden randevu almanız yeterli olacaktır. 

NLP eğitimleriyle ilgili detaylı bilgi için :

İzmir’deki NLP eğitimlerimiz için  0(232) 422 59 54 yada  0 (535) 667 32 24 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya izmir NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

İzmir Karşıyaka  NLP eğitimlerimiz için .0(232) 369 50 81 -  0(532) 100 11 65 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Karşıyaka NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz

Denizli’daki  NLP eğitimlerimiz   0 (258) 213 0 999-   0 (532) 100 11 65  numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Denizli NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

Antalya’daki  NLP eğitimlerimiz için  0 242 323 73 15 yada  0 (505) 445 15 31 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya  Antalya NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

Muğla’daki  NLP eğitimlerimiz     0(252) 213 00 98 -  0 (532) 100 11 65  numaralı telefondan ulaşabilirsiniz veya Muğla NLP Eğitimini tıklayabilirsiniz.

Bu makale şu konularla ilgili olabilir :nlp - nlp eğitimi - nlp eğitimleri - nöro linguistik programlama -

Yorumlar